“Decentralized Autonomous Organization” Kavramının Yönetim Bilimi Ve Teknoloji Kapsamında Karşılaştırmalı Değerlendirmesi

ÖZET

Yaklaşık 2500 yıldır merkezîleşmiş idârî yapılar inşa’ eden insanlık, târihi boyunca hep merkezî bir yönetim sistemine sâhip değildi. İnsanlığın bilinen başlangıcı, merkezîleşmemiş toplumsal ve yönetsel yapıları işâret etmektedir. Anadolu topraklarında yer alan Çatalhöyük gibi İlkçağ yerleşimlerinde merkezîleşmemiş bir yaşantının kurulduğu görülmüştür. Tarım ve kent devrimlerinin ardından yaşanan târihsel süreç, insanlığı merkezî yapılar kurmaya yöneltmiştir. Günümüze değin süregelen bu eğilim, 19. Yüzyıl’dan itibâren teorik düzlemde ve ardından 2000’li yılların başında blokzincir teknolojisinin ortaya çıkışı ile birlikte pratiklerde sorgulanmaya başlamıştır. Blokzincir teknolojisinin ortaya çıkışı, merkezîyetsizlik fikrinin dijital ortamda hayata geçirilmesidir. Blokzincir teknolojisinin yönetim bilimi ile kesiştiği asıl nokta, Decentralized Autonomous Organization (Tür. “Merkezîyetsiz Otonom Organizasyon”; kıs. DAO) olarak adlandırılan yeni bir örgütlenme biçimidir. Bu çalışmada, blokzincir teknolojisi kullanılarak inşa’ edilen DAO’ların yönetim bilimi ile ilişkisi değerlendirilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Merkezîyetsizlik, Blokzincir, DAO, Yönetim, Yönetişim

  1. GİRİŞ

Geleneksel bilişim sistemleri, merkezî veri iletimi ve merkezî yönetim esâsına dayanmaktadır. İnternet olarak adlandırılan küresel ağ dahi, “omurga” olarak adlandırılan büyük sunucular üzerinden çalışmaktadır. Bu sunucular üzerinden sağlanan veri iletimi, yine bu sunucularda saklanan veriler ve tüm sistemin devâmlılığı, sunucular üzerinde merkezîleşmiş bir yönetim yapısına bağlıdır. Kamunun, şirketlerin, sivil toplumun örgütlenmesi için kullanılan merkezî yönetim esâsı, bilişim sistemleri ve bilişim ağları için de bugüne değin tercih edilmiştir. 

Bilişim sistemlerinin ve bilişim ağlarının merkezîleşmesi, bunların güvenliği, bakımı, hızı ve verimliliği hususunda birçok avantaj sağlamaktadır. Fakat bu avantajlar, aynı zamanda sistemin ya da ağın zayıf noktasını da teşkîl etmektedir. Merkezî bir bilişim sisteminde ya da ağında merkezin saldırıya uğraması ve bu saldırının savuşturulamaması hâlinde, tüm sistem ya da ağ etkilenmektedir. Ayrıca, merkezi kontrol eden, veriye de hükmetmektedir. Merkezi kontrol edenin denetimi ve veri üzerindeki neredeyse sınırsız hâkimiyeti, başı başına bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bir diğer yandan, merkezde yaşanacak herhangi bir teknik aksaklık yine tüm sistemi etkileyebilmekte ve çalışamaz hâle getirebilmektedir. Merkezde toplanan tüm veriler, merkezde yaşanabilecek herhangi bir aksalıkta silinebilmekte ya da zarar görebilmektedir.

Tüm bu risklerin en aza indirgenebilmesi için yürütülen ve merkeze odaklanan birçok çalışma sonuçsuz kalmıştır. 2008 yılında merkezin ve merkezi kontrol edenin denetiminin ve güvenliğinin sağlanması, merkezde depolanan verilerin ve tüm sistemin sürdürülebilir kılınması konusunda temel sorunun merkezin kendisi olduğunu ileri süren Satoshi Nakamoto, verinin ve dolayısı ile bilişim sisteminin ya da ağının denetiminin ve yürütülmesine dâir yetkilerin düğümler (İng. Node) arasında paylaştırılması ve merkezin ortadan kaldırılması esâsına dayanan merkezîyetsiz bir blokzincir ağı önermiştir. Böylece veri, tüm blokzincir ağında işlenebilmekte ve saklanabilmektedir. Ağı oluşturan düğümlerin her biri tarafından denetlenen, onaylanan ve saklanan verinin değiştirilmesi, bozulması ya da silinmesi, teknik ve matematiksel açıdan neredeyse imkânsız hâle getirilmiştir. Ayrıca, ağa dâhil edilecek ya da ağ içerisinde yaratılacak verinin ve tüm ağ üzerindeki kontrolün demokratize edilmesi sağlanmıştır. Düğümler arasında akıllı sözleşme çerçevesinde kriterleri belirlenmiş olan konsensüs ile ağın kontrolü sağlanmakta ve ağdaki verilerin âkıbeti tespit edilmektedir.

Bir blokzincir ağını teşkîl eden düğümlerin meydana getirdiği, blokzincir ağı üzerinden akıllı sözleşme ile yönetilen topluluklara “Decentralized Autonomous Organization” denilmektedir. Türkçe’ye henüz resmî bir çevirisi olmayan bu organizasyonların isminin Türkçe’ye çevirisi “Merkezîyetsiz Otonom Organizasyon” olarak yapılabilir. Buradaki “Decentralized” sözcüğünün Türkçe’ye “Merkezîyetsiz” olarak çevrilerek yaygınca kullanıldığı görülmektedir. DAO’lar, insan müdâhalesine ihtiyaç duymadan kendi kendini yönetebilen, blokzincir ağı üzerinde çalışan, otomatize edilmiş otonom organizasyonlardır. Akıllı sözleşmeler kullanılarak oluşturulan bu yapılar, oylama ve konsensüs mekanizmaları aracılığıyla kararlar almaktadır. Bu yapı, merkezî otorite veya yönetim ihtiyâcını ortadan kaldırarak, tamamen şeffaf ve otomatik şekilde çalışan bir organizasyon modeli sunmaktadır. DAO’lar, blokzincir ağının sâdece finansal işlemler için değil, aynı zamanda yönetişim ve karar alma süreçleri için de nasıl kullanılabileceğinin ilginç bir örneğini temsil etmektedir.

DAO’ların ortaya çıkışı ile birlikte, insan topluluklarının karar alma süreçlerindeki geleneksel merkezî yöntemlere alternatif yeni bir yöntem ortaya çıkmıştır. DAO’larda herhangi bir hiyerarşi söz konusu değildir. Bu nedenle DAO’larda herhangi bir yönetim ya da yürütme kurulu, başkan, müdür, lider vb. üst yapılar ya da figürler mevcut değildir. DAO’yu oluşturan düğümler arasında akıllı sözleşme tarafından yürütülecek bir oy ağırlığı farklılaşması söz konusu olabilmektedir. Bu farklılaşma, DAO’nun kuruluşunda ya da sonradan akıllı sözleşmeye tanımlanmaktadır. Oy ağırlığı farklılaşması, düğümler arasında bir emir-komuta zinciri meydana getirmemektedir. Oy ağırlığı farkı, konsensüsün kriterlerinden biri olmaktan öte herhangi bir hiyerarşiye yol açmamaktadır.

Günümüz toplumlarında ve bürokrasilerinde hâlâ çok yaygın bir biçimde kullanılmakta olan merkezîleşme ve hiyerarşi yerine heterarşik bir organizasyonu ifâde eden DAO, yukarıda bahsi geçen hususlara binâen, yönetim bilimi kapsamında yeni bir yönetişim yöntemi olarak ele alınmalıdır.

  1. DAO ve Yönetişim İlişkisi

Yönetişim, günümüzde yönetim bilimi alanında yeni sayılabilecek ve üzerinde hâlâ yoğun tartışmaların yaşandığı bir kavramdır. Yönetim kavramı ile yönetişim kavramı arasındaki farklar birçok kişi tarafından belirsiz kabûl edilmekte ve hattâ yönetişim kavramı gereksiz görülmektedir. Oysa ki yönetim, örgütleyici eylemleri ve bu eylemleri yürüten makineyi tanımlarken; yönetişim, heterojen bir karar alma sürecini ifâde etmektedir. Yönetişim; kural koyma, uygulama ve hizmet sunma yeteneklerinin bir toplamı olarak kapsayıcı bir şekilde ayrıca tanımlanabilir. Bu hâlde yönetişim, yönetimin mekaniğini ifâde etmektedir.

DAO’lar, heterarşik ve merkezîyetsiz mekanizmaları ile yönetişim konusunda çok önemli bir husus olan çeşitliliği sağlayabilecek organizasyonlardır. Zîrâ DAO mekanizmasını yaratan ve yürüten düğümler, sayıca herhangi bir sınıra tâbî olmadığı gibi, kişi ve kurumlarca teşkîl edilebilmektedir. Böylece, yönetişimin sağladığı etkileşim yoluyla doğrudan demokrasiye yaklaşan bir oydaşma ortaya çıkmaktadır.

Yönetişim, tek yönlü bir yönetim yerine, etkileşim sağlayan bir takım çalışmasını ifâde etmektedir. DAO’nun hiyerarşiden ve tek yönlülükten uzak doğası, yönetişimin bu yönünü güçlü biçimde desteklemektedir. Zîrâ DAO tarafından yürütülen tüm karar alma, uygulama ve denetim süreçleri, sâdece oy kullanmakla sınırlı değildir. DAO bünyesinde oylama ile alınan bir kararın uygulamasına, DAO düğümlerinin tamamı -teknik bir aksama olmadığı sürece- katılabilmektedir. DAO’nun yürüteceği eylemler, akıllı sözleşmede belirlenmiş olan kriterleri karşıladığı sürece yürütülmektedir. Herhangi bir nedenle bâzı düğümlerin uygulamaya katılmaması, söz konusu kriterler karşılandığı sürece uygulamanın yürütülmesini engellememektedir. Eğer kriterleri karşılayacak çoğunluğa ulaşılamazsa, uygulamanın yürütülmesi işi gerçekleşmez ve uygulama hakkında yeniden oylama yapılabilir. 

  1. Merkezîyetsiz Yönetim

Merkezîyetsiz yönetim, yönetim bilimi literatüründe yerleşik bir terim ile tanımlanmamaktadır. En yakın tanım, “Noncentralization”, 1960’larda Daniel J. Elazar tarafından birden fazla güç merkezinin bulunduğu ve bunların hiçbirinin sistemdeki gücü tek taraflı olarak yasal olarak merkezîleştiremeyeceği veya dağıtamayacağı bir anayasal veyâ siyâsî federal düzenlemeyi ifâde etmek için kullanılan bir terimdir. Yönetim bilimi açısından merkezin varlığı a priori görülmektedir. Merkezin yetki ve gücünün yoğunluğunun azaltılması ya da dengelenmesini târif eden kavramların hiçbiri, teknolojik çerçevede kullanılan merkezîyetsizleşmeyi karşılamamaktadır. 

DAO’yu diğer tüm yönetsel organizasyonlardan ayıran temel özelliklerin başında, merkezîyetsiz olması gelmektedir. Merkezîyetsizlik unsuru her ne kadar teknolojik bir tanımı ifâde ediyor gibi görünse de, aslında yönetim bilimi kapsamında da bir tanıma muhtaçtır. Yönetim bilimi çerçevesinde kullanılan “Decentralized” kavramının Türkçe karşılığı “Merkezîyetsizlik” değildir. Yönetim bilimi çerçevesinde “Decentralized” kavramı, yerel yönetimlerin yetkisinin artırılmasını öngören “Adem-i merkezîyetçilik” ile ilişkilendirilmektedir. Buna göre bir merkezin kesin yokluğundan söz edilmemekle birlikte, merkezin yetkilerinin ve gücünün yerel yönetimlere olabildiğince devri amaçlanmaktadır. Oysa ki DAO’da hiçbir şekilde merkez mevcut değildir. İşte bu nedenle DAO kısaltmasının içinde yer alan “Decentralized” sözcüğü, yönetim biliminde kullanılan “Decentralized” kavramını ifâde etmemektedir.

Teknolojik çerçevede “Decentralized” kavramı, merkezin gerçek yokluğunu, bir başka deyişle “Merkezîyetsizliği” ifâde etmektedir. Teknolojik çerçevede merkezîyetsizlik, politik ve mimârî merkeziyetsizliği ifâde eder. Blokzincir ağları, politik ve mimârî açıdan merkezîyetsizdir. Politik merkezîyetsizlik, DAO’yu oluşturan düğümlerin kim tarafından kontrol edildiği ile ilgilidir. Mimâri merkezîyetsizlik ise, düğümlerin sayısını ve DAO’yu ayakta tutacak düğüm sayısı kriterleriyle ilgilidir. DAO’nun oluşturduğu bütünlük, mantıksal bir merkezîleşme olarak ifâde edilmektedir (Buterin). Mantıksal merkezîleşme, DAO’nun dış dünyadaki görüntüsünden ve cisimleşmesinden ibârettir. Bu hâliyle DAO’lardan oluşan Süper DAO’lar yaratmak da mümkündür. Merkezîyetsiz küçük birimlerin yapı taşını oluşturduğu daha büyük üst yapıların inşa’ edilmesi ile, süper merkezîyetsiz organizasyonlar ortaya çıkabilecektir. 

  1. DAO’nun Artıları ve Eksileri

DAO, yönetsel açıdan karar alma, uygulama ve denetim süreçlerinin tam demokratikleştirilmesini sağlayabilecek potansiyele sâhiptir. Akıllı sözleşmenin çalışmaya başlaması ile birlikte işlemeye başlayan DAO mekanizması, sâdece akıllı sözleşmede öngörülmüş olan oydaşma kriterlerinin karşılanması ile yürütülür. DAO’nun manipüle edilmesi, dışarıdan müdâhaleye açık olması, yozlaşması bu nedenle çok zordur. DAO’nun düğümlerinin anonim olarak korunması ile düğümler üzerinde herhangi bir baskı yaratılmasının önüne geçilebilir. Düğüm sayısının çok fazla olduğu bir DAO’da ise düğümlerin anonim olmaması hâlinde bile yeterli sayıda düğümün baskı altına alınması yine çok zor olacaktır. Bir diğer yandan, DAO kendi içinde yine doğrudan demokrasi yoluyla özdenetimini yapabilmektedir. Böylece DAO’nun bir sınıf, kesim, grup ya da güç odağı tarafından etki altına alınması ihtimâli oldukça düşüktür.

DAO’ya katılım son derece şeffaf ve objektif koşullarla sağlanabilmektedir. Akıllı sözleşmede öngörülen katılım kriterlerinin karşılanması ile birlikte katılım gerçekleşmektedir. Katılım süreci için karmaşık, zorlayıcı ve yozlaşmaya müsâit aşamalar yerine, akıllı sözleşme tarafından yürütülen ve denetlenen basit ve hızlı aşamalar ile DAO’ya katılım sağlanabilmektedir. Katılımcının DAO içindeki hakları, yetkileri, sorumlulukları ve sâir diğer hususlar, akıllı sözleşme ile önceden tespit edilmiş olup, herhangi bir ayrıcalık ya da engelleme söz konusu olmaksızın yine akıllı sözleşme tarafından gözetilmektedir.

DAO’da alınan tüm kararlar, yapılan tüm işlemler, tüm uygulamalar ve denetimler, DAO’nun üzerinde çalıştığı blokzincir ağında geriye dönüşü olmayacak, silinemeyecek, bozulamayacak şekilde muhafaza edilmektedir. Verinin manipülasyonu ve dejenerasyonu, blokzincir teknolojisinin bloklar hâlinde veri paketlemesi ve mühürlemesi yapmasının yanı sıra, DAO’nun oydaşma mekaniği sâyesinde güvence altına alınmıştır. Ağ üzerindeki bir veriyi değiştirmek ya da silmek için akıllı sözleşme tarafından DAO’ya belli kriterlerin varlığı hâlinde yetki verilebildiği gibi, DAO’ya bu konuda hiçbir yetki de verilmemesi de söz konusu olabilmektedir.

DAO ve bağlı olduğu blokzincir ağındaki her veri transferi kolaylıkla tâkip edilebilir ve denetlenebilir. Bâzı özel blokzincir ağları ise üçüncü kişilere bu erişimi kısmen ya da tamâmen kapatabilmektedir. Yine bu noktada akıllı sözleşme aracılığı ile üçüncü kişilerin erişim ve denetim yetkileri düzenlenebilmektedir.

DAO’nun günümüz itibârı ile en önemli sorunu, herhangi bir hukukî zemine sâhip olmayışıdır. Bu çalışma hazırlandığı sırada hâlen DAO hakkında dünyada herhangi bir ülkede kapsamlı bir yasal düzenleme yürürlüğe girmemiştir. Hukukî dayanaktan ve korumadan yoksun DAO, henüz işlevselleşememiştir. Blokzincir teknolojisinin ve bağlı konseptlerinin yasal bir çerçeveye oturtulması, DAO’nun hukukî çerçevesini de belirleyecektir.

DAO’nun bir diğer sorunu, akıllı sözleşme ile belirlenebilecek katılım ve oydaşma kriterlerinin bir timokrasi yaratabilme potansiyelidir. Özellikle Proof-of-Stake (kıs. POS) olarak adlandırılan konsensüs sistemini kullanan ve sâhip olunan kripto varlık miktârınca oy ağırlığını tespit eden DAO’ların, düğümler arasında ekonomik güce dayanan bir kast sistemi kurduğu gözlenmektedir. Akıllı sözleşmelerin çeşitliliği, çoğulculuğu, eşitliği ve katılımcılığı esâs alır bir şekilde oluşturulması ve uygulanması gerekmektedir. 

DAO’lar için temel risklerden biri, DAO’ya katılımın ve sonraki etkinliklerin çoğu zaman önemli ölçüde teknoloji okur-yazarlığı ve teknolojik deneyim gerektirmesidir. DAO ve üzerine kurulduğu blokzincir ağının algoritmik ve yazılımsal karmaşıklığı, DAO’nun kitleselleşmesi ve verimliliği açısından önemli soru işâretleridir. DAO’nun herkese açık ve erişilebilir olması, her zaman tercih edilmese bile, DAO’nun gerçek işlevini tam olarak yerine getirebilmesi için çok önemlidir.

SONUÇ

Günümüz dünyasında gerek kamu gerek özel sektör gerekse bireysel ölçekte hâlâ kullanılan geleneksel yöntemler, güçlü alışkanlıkların bir uzantısıdır. DAO ile mümkün kılınmış olan yönetsel yapı, mevcut alışkanlıkların oldukça dışındadır. Özellikle akıllı sözleşme ile otonom hâle getirilmiş ve otomasyonu odağa, insanı kenara alan bir yönetim mekanizması, geniş kitlelerce yadırganmaktadır. DAO’nun ülkelere, toplumlara, sisteme adaptasyonu, uzun bir süre gerektirmektedir. Bu yönüyle DAO, henüz insanlık için işlevsel görülmemektedir. DAO gibi bir yönetsel yapının geniş kitlelerce kabûl edilmesi, yaygın kullanımının söz konusu olması, aslında büyük bir târihsel sıçramayı teşkîl edecektir. Zîrâ merkezîyetsiz yönetimin her alanda benimsenmesi ile birlikte, geleneksel devlet ve geleneksel tüm kurumlar sorgulanacak ve yerlerini merkezîyetsizliği esâs alan yapılara bırakacaktır.

Site Footer

Sliding Sidebar

    2019 © Oğuz Evren KILIÇ.   Bu internet sitesindeki tüm yazılar ve diğer içerikler izinsiz kopyalanamaz ve kullanılamaz. Tüm içeriğin hakkı mahfuzdur.